Batı Karadeniz’in en dik yamaçlarına kurulu olan Zonguldak, Türkiye’nin sanayileşme tarihinde çok özel bir yere sahip olan, emeğin ve kömürün başkentidir. 1 Nisan 1924 tarihinde, Cumhuriyet sonrası kurulan ilk il olma unvanını taşıyan bu şehir, "Kara Elmas" olarak adlandırılan taş kömürü ile ülkemizin kalkınmasında lokomotif rol oynamıştır. Zonguldak'ın çehresi tamamen bu yer altı zenginliği ile şekillenmiştir. Şehrin dokusunda maden ocaklarının, demir yollarının ve limanın derin izleri görülür. Türkiye'nin tek maden müzesi olan Zonguldak Maden Müzesi, ziyaretçilerine yer altındaki zorlu çalışma koşullarını ve madencilik kültürünü en çarpıcı haliyle sunar. Ancak Zonguldak sadece sanayiden ibaret değildir; dağların denize dik indiği coğrafyası, şehre eşsiz doğal güzellikler kazandırmıştır. Doğal mirası içerisinde yer alan mağaralar, şehrin en ilgi çekici yönlerinden biridir. Özellikle Gökgöl Mağarası, milyonlarca yıl içinde oluşmuş damlataşları, sarkıt ve dikitleriyle büyüleyici bir atmosfere sahiptir. Bunun yanı sıra, binlerce yıllık geçmişi olan Porsuk Ağacı (Dünyanın en yaşlı ağaçlarından biri) Zonguldak’ın doğasının ne kadar kadim olduğunu kanıtlar niteliktedir.