Bayburt, Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu arasında bir geçiş noktasında yer alan, İpek Yolu üzerindeki stratejik konumu ve binlerce yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en köklü ve huzurlu illerinden biridir. Çoruh Nehri’nin iki yakasına kurulu olan bu şehir, hem kadim Türk kültürünün izlerini taşımasıyla hem de modern sanatın Anadolu’daki en ilginç duraklarına ev sahipliği yapmasıyla bilinir. Şehrin en görkemli simgesi, "Çinimaçin Kalesi" olarak da adlandırılan devasa Bayburt Kalesi’dir. Şehre hakim bir tepede yer alan bu kale, tarihi boyunca birçok medeniyete savunma noktası olmuş ve üzerindeki çini süslemeleriyle tarihe geçmiştir. Kültürel açıdan Bayburt, Türk dünyasının ortak atası kabul edilen Dede Korkut’un hikayelerinde adı sıkça geçen bir yerdir. Masat köyünde bulunan Dede Korkut Türbesi, şehrin kültürel kimliğinin en temel taşlarından biridir ve her yıl düzenlenen uluslararası festivallerle bu miras canlı tutulur. Bayburt’un en dikkat çeken yönlerinden biri de gelenek ile moderni buluşturan Baksı Müzesi’dir. Şehir merkezinin dışındaki bir tepede kurulan ve Avrupa Konseyi Müze Ödülü gibi prestijli ödüllere layık görülen bu müze, çağdaş sanatı geleneksel el sanatlarıyla harmanlayarak bir kültürel kalkınma modeli sunar. Ayrıca Aydıntepe Yeraltı Şehri, Roma dönemine uzanan geçmişi ve hiçbir yapı malzemesi kullanılmadan sadece ana kayanın oyulmasıyla oluşturulan devasa galerileriyle şehrin gizemli tarihine ışık tutmaktadır.