İç Anadolu’nun kalbinde, tarihin en eski ticaret yollarının kesişme noktasında yer alan Sivas, Selçukluların tabiriyle "Yücelik Beldesi" (Darü’l-Ala) olarak anılan bir kültür ve medeniyet şehridir. Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en büyük ikinci ili olan Sivas, hem Selçuklu devletinin ihtişamını yansıtan mimari eserleriyle hem de Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı tarihi kimliğiyle Anadolu’nun en önemli şehirlerinden biridir. Sivas denilince akla gelen ilk şey, gökyüzüne uzanan muazzam minareleri ve taş işçiliğinin zirve noktası olan medreseleridir. Şehir merkezindeki Çifte Minareli Medrese, Gök Medrese ve Buruciye Medrese, Selçuklu sanatının zarafetini günümüze taşır. Ancak Sivas’ın ve Türkiye’nin mimari anlamdaki en büyük hazinesi, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’dır. Taşın bir dantel gibi işlendiği bu yapı, kapılarındaki oymalar ve mimari dehasıyla "Anadolu’nun El Hamra’sı" olarak kabul edilir.