TÜRKİYE'DE GEZİLECEK YERLER
Instagram YouTube pinterest face

Sungur Bey Cami - Niğde

İlhanlılar Döneminde Niğde Valisi olan Sungur Bey tarafından yaptırılan caminin inşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte minare kaidesinde yer alan vergi kitabesindeki 735/1335 yılı binanın tamamlanma yılı olarak kabul edilmektedir. Yapının minberindeki başka bir kitâbede Sungur Bey ile Ebû Said Bahadır Han’ın adı geçmektedir. Bundan dolayı yapının 1316-1335 yılları arasında inşa edildiği düşünülmektedir. Caminin mimarı bilinmemektedir. Fakat minber ile muhtemelen kuzey taç kapısının ahşap kapı kanatlarını Hoca Ebubekir, daha sonraki döneme ait doğu taç kapısının ahşap kapı kanatlarını ise Hacı Muhammed isimli ustalar yapmıştır. Niğde Kalesinin güneybatısındadır. Bazı onarımlarla günümüze gelen cami, örtü sistemi ve minareler haricinde orijinal özelliğini ve fonksiyonunu korumaktadır. Doğu taç kapısı asıl giriş açıklığı üzerinde 874 H./1469–70 M. tarihli vergi kitabesi bulunur. Muhtemelen bu tarihte cami tamir görmüş olabilir. Yapı barut mahzeni olarak kullanılırken, XVIII. yy. ortalarında mahallede çıkan yangın sonucu cami yanmış, örtü sistemi ve minareler de tamamen yıkılmıştır. Sonrasında tamir edilerek ahşap direkli ve düz toprak damlı cami şeklini almıştır. Yapı 1948 yılı civarı tekrar onarım görmüş doğu taç kapısındaki minarelerden biri yeniden yapılmıştır. Cami, doğu - batı doğrultusunda meyilli bir arazi üzerine inşa edilmiş ve dıştan 28.45x37.10 metre ölçülerindedir. Yapı, harim, doğu ve kuzey cephelerde birer taçkapı ile doğu cephenin güney tarafına camiye bitişik yerleştirilen türbeden müteşekkildir. Cami inşasında sarımtrak renkte ince yonu trakit taşı kullanılmıştır. Yapı inşasında oldukça temiz ve itinalı bir işçilik görülür. Doğu ve kuzey cephelerde birer taç kapıya yer verilmiştir. Ayrıca kuzey cephenin doğu köşesinde merdivenle çıkılan fevkani, “bey kapısı” vardır. Çifte minareli abidevi taç kapının doğu cepheye yapılması arazinin topografik yapısıyla alakalıdır. Doğu taç kapısı eyvan türünde olup, iki yandan birer minareyle sınırlandırılmış ve Türk Mimarisinde kendine özgü seçkin bir yeri vardır. Eyvan Gotik Mimarisinin bir özelliği olarak kaburgalı tonozla kapatılmıştır. Eyvanın yan duvarlarına simetrik yerleştirilen mihrabiyeler, zeminden yüksekte tutulmuştur. Eyvanın duvarları tamamen bitkisel, geometrik ve figürlü süslemeyle dekore edilmiştir. Dikkati çeken en önemli bezeme, mihrabiye ve eyvan köşe sütunceleri arasında kalan ve sekiz kollu yıldızlardan oluşan, geometrik motiflerle bezenen panolar dıştan, kıvrık dallar arasına yerleştirilen çeşitli hayvan başları, spiral kıvrık dalların uçlarında ve aralarındaki boşluğu doldurur vaziyette; kuzey panoda 37 güney panoda ise 42 figür vardır. Bunlar; Kuş, fil, oğlak, at, panter, antilop, ejder, sıçan, boğa, tavşan, maymun, köpek, aslan, koyun, ördek ve balık figürlerinden oluşmaktadır. Bunların On iki hayvanlı Türk Takviminin bir hatırası olarak, taç kapıyı bezemek amacıyla yapıldığını sanmaktayız. Keza, Kuzey Taç Kapı da geometrik, bitkisel ve figürlü bezemelerle dekore edilmiştir. Cami de batı duvarın alt tarafında 4, doğu duvarın alt tarafında 1, üst tarafında 3 ve kuzey duvarın üst tarafında bir pencere orijinal özelliklerini koruyarak günümüze gelmiştir. Camide ahşap bezemeyi kuzey ve doğu taç ahşap kapıları ile bugün Dışarı Cami’nde bulunan minberinde görmekteyiz.

Andaval Örenyeri (Konstantin Ve Helena Kilisesi) - Niğde

Tarihi kaynaklarda adı Andavilis, Addaualis, Ambavalis olarak geçen Andaval Örenyeri, Niğde ilinin 8 km kuzey doğusunda, Aktaş Köyünde Niğde- Kayseri tren yolunun kıyısında bulunmaktadır. Örenyerinde Bizans dönemine ait bir kilise bulunmaktadır. Kilise ilk olarak W.J. HAMİLTON’ un 1842 yılında basılan seyahatnamesinde kısaca anlatılmaktadır. Seyyah, Eski Andavaldaki kilisenin Konstantinos’un annesi Helena’ya adanmış bir kilise olduğunu belirtmektedir. TGA Kilise en ayrıntılı biçimiyle ilk kez M. Restle’nin 1979’da basılan ve Kapadokya’daki erken Bizans Dönemi mimarisini inceleyen kitabında ayrıntılı olarak ele alınmıştır ve tanıtılmıştır. Araştırmacıların öngörüleri doğrultusunda kilisenin ilk yapısı 5. veya 6. yüzyıllara Bizans mimarisinde yaygın olarak uygulanan düz ahşap çatılı, üç nefli, tek apsisli Helenistik bazilika planlıdır. 8. ve 9. Yüzyıllardaki Arap akınları sırasında kilise büyük tahribat görmüş, olasılıkla yakılmış ve daha sonra örtü sistemi kagir beşik tonoza dönüştürülmüştür. Anadolu’nun 11. yüzyılda Türklerin eline geçmesinden sonra kilise, yörede ikamet eden gayrimüslim tebaanın ibadetine açık kalmıştır. 1970’lerde yapıda çalışmalar gerçekleştiren Araştırmacı M. Restle göre yapının, ilk dönemi üç nefli bazilikadır; yan nefler tek, orta nef çift pahlı çatıyla örtülüdür. Kilisenin günümüze ulaşabilen orta nef batı duvarı ve pencere kemerlerinde, orta nefi kuzey neften ayıran duvar ve tonoz başlangıçlarında duvar resimleri (fresko ve secco tekniğiyle yapılmış dini konulu resimler) yer almaktadır. Özellikle orta nef kuzey duvarındaki resimler Y. Ötüken tarafından 1987’de kısaca tanıtılmıştır.


spkurtulportali@ktb.gov.tr
05310803645