Asmalı Konak - Nevşehir
Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde bulunan yapı, 180 yıllık geçmişe sahiptir ve 42 adet odası bulunmaktadır. Ürgüp merkezinden 5 kilometre uzaklıktaki Mustafapaşa köyünde yer alan ve günümüzde restoran ve otel olarak kullanılan bu konak, turistlerin Kapadokya’da en çok ilgi gösterdiği yerlerin başında gelmektedir.
Nevşehir Müzesi - Nevşehir
Nevşehir’de ilk müze kurma çalışmalarına zamanın Merkez Kütüphane Müdürü Hamit Özalp’in çabaları sonucu başlanmıştır. Özalp’in 1963-1964 yıllarında çevreden topladığı tarihi eserler kütüphanenin bir odasında depolanmıştır. 1966 yılında Damat İbrahim Paşa Külliyesi’nin bir parçası olan aş evi ve sıbyan mektebi müze olarak kullanılmak üzere Kültür Bakanlığı’nca restore edilerek 1967 yılında ziyarete açılmıştır. 1987 yılında ise şimdiki Kültür Sitesi bünyesinde bulunan yerine taşınmıştır. Müzede, arkeolojik ve etnografik olmak üzere iki teşhir salonu mevcuttur.
Nevşehir Müzesi, hizmet binasında yapılacak yenileme çalışmaları tamamlanıncaya kadar ziyarete kapatılmıştır.
Sobesos Antik Kenti - Nevşehir
Kapadokya Bölgesinin dikkat çeken antik yerleşimlerinden olan Sobesos Antik Kenti Nevşehir İlinin Ürgüp İlçesine yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunan Şahinefendi köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Kent Damsa Vadisinin güneyinde etrafını saran alçak tepelikler arasında konuşlanmıştır. Sobesos’un tarihine dair veriler çok kısıtlıdır. Bununla birlikte arkeolojik kalıntılarla yerleşimin şimdilik MS. 4. yüzyılda küçük ölçekli kırsal bir kent alanı olarak kullanılmaya başlandığı ve Hristiyanlığın bölgedeki kabulüyle birlikte ise yerleşimin geliştiği, hatta İmparator VI. Leon (MS 886-912) dönemiyle birlikte bir episkoposluk merkezi olarak anılmaya başlandığı bilinmektedir.
M. Gülyaz
Küçük ölçekli kırsal bir kent modeli örneği olan Sobesos, primitif ve bölgesel üslubuyla Kapadokya Bölgesi geneli yerleşimlerinin genel niteliği düşünüldüğünde son derece sıra dışı bir görünüme sahiptir. Sobesos’da yürütülen kazılar neticesinde ortaya çıkartılmış kamusal, sivil ve dinsel mimari örneklerin bir arada takip edildiği çeşitli yapı kalıntıları mevcuttur. Buna göre yerleşimin şimdilik en erken kalıntısı, başlangıçta yerel bir elite ait konut sonrasında ise kilise ve şapel olarak kullanılan Villa I yapısıdır. Dikdörtgen planlı yapı erken evresinde dışta sütunlarla hareketlendirilmiş bir portikoya sahiptir. Yapıya giriş kuzeydeki kapıdan sağlanır ve içte güneydoğu hat boyunca uzanan avluyu “L” biçimli saran mekanlar bulunur. Yapıyı henüz bu evrede özel kılan asıl detayı ise zemini kaplayan ve çeşitli geometrik motiflerin bulunduğu mozaikler oluşturur. Villa I sonraki evrelerde kilise ve şapel gibi iki farklı işlevle kullanılmaya devam etse de genel planı ve mozaikleri büyük oranda korunur. MS 4. yüzyıl sonrasında yaşanan kilise evresi, dönüşümü yalnızca yapının atriumunda tespit edilen bazı mimari parçalarla takip edilir. Yapının şapel olarak kullanıldığı ve MS 7. yüzyıla tarihlenen son evrede ise niteliğini büyük oranda kaybeder. Bu süreçte yapının içine, yalnızca devşirme malzemelerle özensiz bir biçimde inşa edilen, doğu batı doğrultulu bir şapel eklenir. Diğer yandan ikinci evreden sonra yapının hem iç hem de dış kısmı bir mezarlık alanı olarak kullanılmaya başlanır.