Kütahya turizm çeşidleri
Kütahya turizmi, şehrin binlerce yıllık tarihini, usta ellerden çıkan sanatını ve yer altından gelen şifalı sularını bir araya getiren çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Şehri ziyaret eden bir turist için Kütahya; bir yandan antik çağın görkemini, diğer yandan Osmanlı’nın sivil mimarisini ve zanaat kültürünü sunan eşsiz bir duraktır.
Kütahya’nın turizmdeki en güçlü yönü Kültür ve Sanat Turizmidir. Dünyada çininin başkenti olarak bilinen şehir, UNESCO tarafından bu alanda "Yaratıcı Şehir" unvanına layık görülmüştür. Ziyaretçiler, tarihi Çini Müzesi’nde sanatın gelişimini izlerken, yaşayan atölyelerde çamurun fırınlanıp sanata dönüşme sürecine bizzat tanıklık edebilirler. Arkeoloji meraklıları için ise Çavdarhisar’da bulunan Aizanoi Antik Kenti, dünyanın en iyi korunmuş Zeus Tapınağı ve tarihin ilk ticaret borsasıyla adeta büyüleyici bir zaman yolculuğu sunar. Ayrıca Frig Vadisi’nin Kütahya sınırları içinde kalan kısımları, kaya oyma yapılarıyla doğa ve tarih keşiflerini birleştirir.
Şehrin bir diğer önemli uzmanlık alanı Sağlık ve Termal Turizmdir. Kütahya, Türkiye’nin en zengin termal kaynaklarına sahip illerinden biridir. Yoncalı, Ilıca, Simav ve Emet gibi bölgeler, mineral zengini sularıyla hem şifa arayanlara hem de modern tesislerinde dinlenmek isteyenlere hitap eder. Bu termal merkezler, yılın her mevsiminde şehre ciddi bir turist akışı sağlar.
Doğa ve milli ruhun birleştiği nokta ise Doğa ve İnanç Turizmi başlığı altında toplanabilir. Osmanlı Devleti’nin temellerinin atıldığı ve "Devlet Ana" olarak bilinen Hayme Ana’nın Türbesi ile Kurtuluş Savaşı’nın en büyük destanlarından birinin yazıldığı Dumlupınar Şehitliği, şehrin manevi ve tarihi kimliğini pekiştirir. Doğaseverler için ise özellikle sonbahar aylarında bir renk şölenine dönüşen Domaniç Ormanları, kamp ve yürüyüş meraklıları için bölgenin en popüler kaçış noktasıdır.