İzmir Saat Kulesi - İzmir
İzmir Saat Kulesi Nerede?
Tarihi yapı, İzmir’in Konak İlçesi'nde Valilik binasının karşındadır.
İzmir Saat Kulesi Ne Amaçla Yapılmıştır?
İzmir’in sembolü olan İzmir Saat Kulesi, Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25'inci yıldönümü kutlamaları dahilinde 1901 yılında inşa edilmiştir. İzmir Valisi Kıbrıslı Kâmil Paşa, oğlu Bahriye Mirlivası Said Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa’dan oluşan bir komisyon tarafından yaptırılmıştır. 25 metre yüksekliğinde, dört katlı ve sekizgen planlıdır. Yapıda kullanılan Kuzey Afrika’ya özgü sütun başlıkları, at nalı kemerler ve yapının cephelerinin hiç boşluk bırakılmayacak şekilde doldurulması, kökeni Kuzey Afrika ve Endülüs’teki yapılarda bulunabilecek olan bir mimari anlayışa sahip olduğunu gösteren oryantalist üsluba işaret eder.
Kulenin saati Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından hediye edilmiştir. Mimarlığını İzmirli mimar olan Fransız asıllı Raymond Charles Pere’nin üstlendiği Saat Kulesi’nin inşaatında kullanılan yeşil ve kırmızı mozaikler Efes’ten, esas bünyeyi oluşturan taşlar ise Sarayköy’den getirilmiştir.
Pere’nin, saat kulesi ile ayni tarihte inşa ettiği ve Sultan’ın 25'inci yılını simgelemesi sebebiyle 25 musluklu olarak tasarladığı sekizgen havuz ne yazık ki bünyesinde bulunduğu İzmir Sarı Kışla ile birlikte günümüze ulaşamamıştır.
Somaki mermer sütunlara sahip Saat Kulesi, 1928 ve 1974 yıllarında meydana gelen şiddetli depremlerde hasar görmüştür. 1974 yılındaki 5,2 şiddetinde olan depremde kulenin saati depremin olduğu saat 02.04’te durmuştur. İki yıl içinde kule tekrar onarılmış ve saati günümüze kadar çalışır hale gelmiştir.
Efes Antik Kenti - İzmir
Dünya Miras Listesi'ne alınan “Efes” Dünya Miras alanı; Çukuriçi Höyük, Ayasuluk Tepesi (Selçuk Kalesi, St. John Bazilikası, İsa Bey Hamamı, İsa Bey Camii, Artemision), Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi olmak üzere dört bileşenden oluşmaktadır.
Fotoğraf: Official Turkish Museums
Antik Dönem'in en önemli merkezlerinden biri olan Efes, tarih öncesi dönemden başlayarak Helenistik, Roma, Doğu Roma, Beylikler ve Osmanlı dönemleri boyunca yaklaşık 9000 yıl kesintisiz yerleşim görmüş ve tarihinin tüm aşamalarında çok önemli bir liman kenti ve kültürel ve ticari merkez olmuştur.
Fotoğraf: Official Turkish Museums
Helenistik ve Roma Dönemi'nin üstün kentleşme, mimarlık ve dini tarihine ışık tutan simgeleri barındıran Efes’te farklı dönemlere ait en üstün mimari ve kent planlama örnekleri bulunmaktadır.
Fotoğraf: Official Turkish Museums
MÖ 8. yüzyıla tarihlenen ve Antik Dönem'in yedi harikasından biri olarak ünlenen kült merkezi Artemision, Hz. Meryem’in İsa’nın annesi olarak kabul ve ilan edildiği 431 tarihli Ekümenik Konsülün gerçekleştiği yer olan Meryem Kilisesi, İsa’nın havarilerinden biri olan ve Yahya İncili’ni Efes’te yazan St. John’ın mezarı üzerine inşa edilen Bazilika gibi Erken Hristiyanlık Dönemi'ne şahitlik eden benzersiz eserleri, günümüzde Hristiyanlar tarafından hac mekanı olarak kabul edilen Meryem Ana Evi ve Beylikler Dönemi'nde inşa edilen İslam yapıları ile Efes aynı zamanda dini tarih açısından da bugün hala ayakta olan benzersiz bir birikim sunmaktadır.
Efes Yamaç Evler - İzmir
Efes Örenyeri sınırları içinde bulunan Yamaç evler, antik kentin Roma Dönemine ait yedi evden oluşan bir yerleşim alanıdır. Bu çok iyi korunmuş evler, Bülbül Dağı eteklerindeki teraslar üstüne inşa edilmiştir.
Fotoğraf: Murat Öcal
Antik Dönemde Efes'in ileri gelenlerinin yaşadığı Yamaç evler bölgesi, Romalılar tarafından yaşam alanına dönüştürülmeden önce Helenistik dönemde mezarlıktı. İlk inşa tarihi MS 1. yüzyıl olarak belirlenen evler, daha sonraki yıllarda çeşitli ilave değişikliklerle şehir terk edilene kadar kullanıldı.
Fotoğraf: Murat Öcal
Hellenistik Dönem’de Efes’in yöneticiliğini yapmış olan Lysimakhos’un kenti yeniden yapılandırdığı dönemde İonia’da kullanılan hippodomik plan sistemi (birbirine paralel ya da dikdörtgen ve dik sokaklar arasında kalan, kare ya da dikdörtgen yapılardan oluşan düzenli şehir planı) uygulanmıştır.
Fotoğraf: Murat Öcal
Günümüzde ziyaret edilebilen evlerin en erkeni İmparator Augustus Dönemi’ne aittir. Roma İmparatorluk Dönemi’nde evlerin dış görünümü oldukça sadedir ancak içyapısı gösterişlidir. Evler peristil ev mimarisi (antik mimarlıkta sütunlu koridorlar ile çevrelenmiş dikdörtgen biçimli üstü açık bir avlu) geleneğine uygun yapılmıştır ve pencereler bulunmaktadır. Ortada bir avlu ve etrafında oturma birimleri yer alır. Evlerin bazıları iki ya da üç katlıdır. Alt katlar günlük yaşantıya yönelik oturma odaları, salon, mutfak gibi birimlere, üst katlar ise yatak odalarına ayrılmıştır. Çeşmeler bütün evlerde ortak özelliktir. Evlerde hamam benzeri ısıtma sistemi vardır. Sistemin merkezi hamam olarak kullanılırken aynı zamanda künklerle evin diğer kısımlarına aktarılarak ısıtılması sağlanmıştır. Bu sistemle bağlantılı olarak yemek odası, mutfak ve latrina (tuvalet) önündeki çeşmelerden sıcak ve soğuk suyun akması sağlanmıştır. Evlerin çoğunda ağızları mermer bir kapakla kapatılmış su kuyuları bulunmuştur. Uygun bölümlerde tuvaletler yapılmıştır. Delikli oturma blokları ve altında ana kanalizasyona bağlı sistem vardır.
Fotoğraf: Murat Öcal
Evlerde inşaat malzemesi olarak taş ve tuğla harçla birlikte kullanılmıştır. Duvarlar içten ve dıştan sıvanmıştır. Evlerin tabanlarında mozaik kaplam ve mermer taban, duvarlarda ise freskler ve mermer kaplamalar kullanılmıştır. Mozaikler genelde siyah beyaz, geometrik desenli olmakla birlikte mitolojik sahneleri ve figürleri de içerirler. Fresklerde Müzler, Eroslar, kuş balık gibi havyan figürleri, günlük hayattan kişiler, tiyatro sahneleri işlenmiştir.
Fotoğraf: Murat Öcal
Evlerden kazılar sırasında çok sayıda imparator, imparatoriçe, filozof büstü; bronz, mermer, pişmiş toprak, fildişi ve camdan yapılmış dekoratif amaçlı çok sayıda eser ile takılar, oyuncaklar, tıp ve kozmetik aletleri, kullanım kapları, parfüm şişeleri, değişik malzemelerden yapılmış kandiller ele geçmiştir.