TÜRKİYE'DE GEZİLECEK YERLER
Instagram YouTube pinterest face

Yedi Uyuyanlar Mağarası - İzmir

Efes Antik şehrinin yakınlarında, Panayır Dağı eteklerinde bulunan Yedi Uyuyanlar Mağarası'na Vedius Gymnasium’unun yanından doğuya doğru dönen asfalt yoldan giderek ulaşılabilir. Burası, hem İslam dininde, Hem Hristiyanlıkta söz edilen Yedi Uyuyanlar –ya da Yedi Uyurlar- hikâyesindeki yedi gencin uyuduğu mağara olarak bilinir. Müslümanlar tarafından Kuran’da Kehf suresinde sözü edilen Ahsab-ı Kehf Mağarası’nın günümüzde daha çok Tarsus’ta ya da Afşin’de bulunan mağara olduğu kabul edilirken Hıristiyan dünyası Efes’teki bu yeri benimsemiştir. Yedi Uyurlar Efsanesi Farklı kaynaklarda farklı ayrıntılarıyla anlatılan efsaneye göre MS 250 yılı civarında İmparator Decius zamanında yaşayan yedi Hıristiyan genç (Bunlar, birçok kaynakta adları farklı verilen Malta, Malchus, Martinianus, Dionysius, Yohannes, Serapion ve Konstantinus’tur. İslamiyette ise Debernuş, Mesliha, Kafeştateyyuş, Sazınuş, Mekselina, Mermuş, Yemliha ve köpekleri Kıtmir’in adı geçer) imparatorun tanrılaştırıldığı tapınağa kurban sunmayı reddeder ve ölüm tehdidi alınca bir mağaraya sığınırlar. Hükümdar da mağaranın girişine duvar örülmesini emreder. Yedi Uyurlar bir süre sonra uykuya dalar. Gençler uyanır ve her şeyden habersiz olarak yiyecek almak için kente giderler. Bir fırından ekmek almak isteyen Yemliha eski parayı verince artık Decius’un (249-251) değil II. Theodosius’un zamanında (408-450) olduklarını ve arkadaşlarıyla yalnız bir gece değil, 200 sene boyunca uyuduklarını öğrenir. Hıristiyanlık Roma İmparatorluğu’nun her yanında yaygınlaşmıştır artık. Yemliha mağaraya geri dönüp durumu anlatınca, tüm arkadaşlar tekrar uyumaya karar verir ve bir daha uyanmazlar. Yedi gencin ölümünden sonra büyük bir cenaze töreni yapıldığı ve gömüldükleri mağaranın üzerine bir kilise inşa edildiği söylenegelir. Burada geçmiş yıllarda yapılan kazılarda, bir kilise ve çok sayıda mezar bulunmuştur. Mezarlarda ve kilisenin duvarlarında kutsal sayılan Yedi Uyuyanlar’a hitap etmek üzere yazılmış yazıtlar görülünce burasının efsanevi kilise olduğu kabul edilmiştir. Yakın çevresinde de Efes Antik Kentinin önemli mezarlık alanlarından birisi bulunmaktadır.

Hisar Camisi - İzmir

Hisar Camisi, 1592 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. İzmir’in en büyük ve gösterişli camisidir. Merkezî bir kubbe ve bunun etrafında yer alan küçük kubbelerle örtülü bir harim mekânı (ibadet edilen asıl mekân) ile kubbeli bir son cemaat yerinden oluşmaktadır. Yenilenen minaresi ile cami, klasik dönem Osmanlı camilerinin tipik özelliklerini taşımaktadır. Cami içindeki kalem işi süslemeleri, hat sanatının inceliklerinin sergilendiği panolar ve mihrap-minber işçiliği Türk sanat zevkinin en iyi örneklerindendir. Cami 1813, 1881, 1927 ve 1980’li yıllarda onarım görmüştür.

Kestanepazarı Camii - İzmir

Anafartalar Caddesi etrafında yoğunlaşan iş merkezinde bulunan cami yerinin doldurulan iç liman olması nedeniyle Evliya Çelebi, minareyi güçle oturttuklarından söz eder. Evliya Çelebi’ye Göre 1667 yılında yapılan cami, kare bir mekan üzerine büyük bir kubbeyle etrafında dört kubbeden oluşmaktadır. Son derece güzel olan mihrabın Selçuk’taki İsa Bey Cami'sinden getirtildiği söylenmekte olup, taş işçiliği görülmeğe değer özelliktedir. Mihrabın son cemaat yerinin avluya bakan yüzünde vitraylardan oluşmuş panolar yer almaktadır. Giriş kapısı üzerinde bir kitabenin yer aldığı Kestane Pazarı Camii'nin son cemaat yerinde üç kubbe bulunur.


spkurtulportali@ktb.gov.tr
05310803645