Erzincan, Doğu Anadolu Bölgesi’nin yukarı Fırat bölümünde yer alan, tarih boyunca büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış ancak yaşadığı yıkıcı depremlerin ardından modern ve düzenli bir şehir planlamasıyla adeta yeniden doğmuş bir şehirdir. İpek Yolu güzergâhında bulunması sebebiyle stratejik bir öneme sahip olan Erzincan, bugün geniş caddeleri, parkları ve düzenli mimarisiyle Doğu Anadolu’nun en modern görünümlü kentlerinden biri olarak dikkat çeker. Şehrin ruhunu belirleyen en güçlü unsurlardan biri, sarp dağların arasında sunduğu doğa sporları imkânlarıdır. Özellikle Karasu Nehri üzerinde yapılan rafting ve Çakırman bölgesindeki yamaç paraşütü aktiviteleri, Erzincan’ı macera tutkunları için bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Kış turizminde ise Ergan Dağı, Türkiye’nin en uzun kayak pistlerinden birine sahip olması ve kayak yaparken göl manzarası sunmasıyla ön plana çıkar. Tarihi ve doğal güzellikler noktasında Erzincan, ziyaretçilerine çok farklı deneyimler sunar. Şehir merkezine yakın konumdaki Girlevik Şelalesi, yazın serinliğiyle kışın ise donan sularıyla oluşan buz sarkıtlarıyla görsel bir şölen sunar. Erzincan'ın en özel yerlerinden biri olan Kemaliye (Eğin) ilçesi ise, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan özgün mimarisi, Karanlık Kanyon’u ve "Taş Yolu" ile dünyanın en ilginç coğrafi rotalarından biridir. Urartu döneminin en önemli kalelerinden biri olan Altıntepe ise arkeoloji meraklıları için şehrin tarihsel derinliğini simgeler. Gastronomi ve el sanatları, Erzincan kültürünün ayrılmaz parçalarıdır. Yaylalardan gelen doğal lezzet Erzincan tulum peyniri ve coğrafi işaretli Cimin üzümü, şehrin mutfak kültürünün başyapıtlarıdır. Aynı zamanda geleneksel bakır işlemeciliği, Erzincanlı ustaların elinde sanata dönüşerek şehrin yaşayan en önemli zanaat mirası olarak varlığını sürdürür. Erzincan, doğanın sertliği ile insanın nezaketini harmanlayan, modernite ile geleneksel Türk misafirperverliğini bir arada yaşatan, huzur ve adrenalini aynı anda vadeden nadir şehirlerimizden biridir.