Doğa Tarihi Müzesi - Burdur
Gelişmiş ülkelerin bilimsel ve kültürel simgelerinden birisi olan Doğa Tarihi Müzeleri, ulusal ve yerel ölçekte doğa varlıkları bilgisini toplayan, arşivleyen, sergileyen ve öğretici gücü olan sosyal/kültürel etkinliklerin gerçekleştiği çağdaş bir yaygın eğitim kurumudur. Doğa Tarihi Müzeleri, yerkürenin oluşumundan başlayarak geçmişle günümüz arasında bir köprü görevi üstlenir. Yaşadığımız canlı ve cansız çevreyi bir bütün olarak algılamayı sağlamak için doğa varlıklarını güncel ve fosil örnekleriyle sergileyen ve toplumu bilgilendirmek amacı ile eğitim hizmetini üstlenmiş bilim merkezleridir. Ayrıca, doğa sevgisi ve biyolojik çeşitliliğin önemi ve korunması konusunda bilinç oluşturmak ve bu yoldan toplumun kazandığı kültürel değerleri de kuşaklar boyu aktarmak işlevini üstlenen Doğa Tarihi Müzeleri, yaşamın sürdürülebilirliği açısından farkındalık oluşturan kurumlardır.
Burdur havzası ve onun tabanında yer alan Burdur formasyonu gölsel çökellerden oluşmuştur. Havza içinde meydana gelen tektonik hareketlere bağlı olarak oluşan bataklık alanlar giderek göle dönüşmüştür. Burdur Pliyosen Gölü olarak bilinen bu gölün güneyinde yer alan Elmacık Omurgalı Fosil Yatağı Göller Yöresi'nin en verimli fosil yataklarından birisidir. Güneybatı Anadolu’nun en büyük kapalı havzası olan Burdur havzasında yer alan Burdur ili Kemer ilçesi Elmacık Köyü Elmacık Deresi üzerinde 1998 yılında yapılan Elmacık Sulama Göleti çevresindeki omurgalı memeli hayvanlara ait fosil yataklarında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izni ile Burdur Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü’nün başkanlığında yürütülen bilimsel kazılarda gün ışığına çıkarılan hayvan fosilleri dört sezonluk bir çalışma ile toplanarak müzemizin sergi materyalini oluşturmuştur. Günümüzden yaklaşık 2.5 – 2 milyon yıl öncesinde Burdur çevresinde geniş düzlükler ve bozkır tipi bir ekolojinin baskın olduğu ve soyu tükenmiş karasal omurgalı memeli hayvanlardan Mammuthus meridionalis (güney filinin) yaşadığı ve havzada ormanlık alanların ve geniş su kütlelerinin varlığına işaret ettiği tespit edilmiştir.
Burdur Elmacık faunası (hayvan topluluğu) elemanları arasında Anadolu’da bu tarih aralığında fosil kaydı olmayan veya az sayıda örnek ile bilinen yeni bulgulardan Bovidae (Boynuzlugiller) ve Rhinocerotidae (Gergedangiller) ilk kez ele geçen veriler olması nedeniyle çok değerlidir. Equidae (Atgiller), Cervidae (Geyikgiller) gibi ailelerin Yunanistan, Fransa ve İspanya’nın yaşıtları ile hem zaman olması, bu geniş coğrafyadaki koridor boyunca görülen göçlerin Anadolu üzerinden gerçekleştiğine işaret etmektedir. Burdur Elmacık faunası bu kara koridoru üzerinde Anadolu’nun en zengin durağını oluşturmaktadır.
Kuş Cenneti Milli Parkı - Balıkesir
Kuş Cenneti Milli Parkı, Balıkesir’in Bandırma ve Manyas ilçeleri sınırları içerisindedir. Bünyesinde barındırdığı çok sayıda kuş, bitki ve balık türü ile çeşitli sürüngen türleri için yaşamsal öneme sahiptir.
TGA
Milli Park, sadece kuşlar özelinde bir koruma alanı olan ve uluslararası düzeyde öneme sahip Avrupa Konseyi A Sınıfı diplomasına sahiptir.
Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü
Ayrıca, Milli Park sınırları içinde bulunan Kuş (Manyas) Gölü, 1998 yılında, su kuşlarının yaşama ortamı olan sulak alanların korunmasına yönelik uluslararası Ramsar Sözleşmesi kapsamında, Ramsar Alanı olarak ilan edilmiştir.
Şeytan Sofrası - Balıkesir
Şeytan Sofrası olarak anılan tepelik alan, Ayvalık ilçe merkezinin 8 kilometre güneyinde yer almaktadır.
TGA
Sönmüş bir volkandan artakalan lav birikintileriyle oluşmuş olan tepe, yuvarlak bir sofra biçimini andırmaktadır. Burada bulunan ve devasa bir ayak izine benzeyen şekil ise demir bir kafes içine alınmıştır ve halk arasında şeytanın ayak izi olduğuna dair çeşitli söylenceler bulunmaktadır.
Ziyaretçilerin uğrak yeri olan tepeden tüm Ayvalık adaları ve Midilli Adası gözükmektedir. Ayrıca Şeytan Sofrası, gün batımı manzarası ile etkileyicidir.